Mutlak ne demek islam ?

Nasit

Global Mod
Global Mod
Mutlak Ne Demek? Bir Hikâye Üzerinden Düşünceler

Selam arkadaşlar, bugünkü yazımda bir kavramın derinliğine inmeye çalışacağım: "Mutlak". Aslında bir kelime olarak çok güçlü bir anlam taşıyor. Ama bu kelimenin ne demek olduğunu sadece sözlüklerde aramak yetmez, biraz da hayatın içinden bir yere oturtmak gerekiyor. O yüzden, bu yazıyı paylaşırken bir hikâye üzerinden size farklı bir perspektif sunmak istiyorum. Umarım hoşunuza gider.

Bir Köyde Mutlak Arayışı

Bir zamanlar, uzak bir köyde yaşayan bir grup insan vardı. Bu köy, yüksek dağların eteğinde, yemyeşil vadilerin ortasında yer alıyordu. Burada yaşayan herkes birbirini tanır, hep birlikte çalışır ve bir arada var olmanın değerini çok iyi bilirlerdi. Fakat bir gün, köydeki yaşlılar bir araya gelip, "mutlak" hakkında bir karar vermeleri gerektiğini söylediler. Hemen herkes meraklandı. Mutlak neydi, bu köyün günlük hayatına nasıl etki edebilirdi?

Hikâyemizin baş karakteri, Ali ve Elif adında iki kardeşti. Ali, köydeki erkeklerin çoğu gibi çok stratejik düşünür, bir şeyin çözümünü hemen bulmaya çalışırdı. "Bir işin içinde ne varsa, onu çözmek için en iyi yolu bulmalıyız," derdi. Elif ise tam tersi, toplumun daha çok duygusal ve ilişkisel yönleriyle ilgilenir, herkesin kalbini dinlerdi. "Bir şeyin çözümü bazen içindeki duygularda gizlidir," derdi. Bu iki kardeş, köydeki işleri hep farklı bakış açılarıyla ele alırlardı. Ancak bu farklılıkları, zamanla birbirini tamamlayan bir dengeye dönüşecekti.

Ali, köydeki "mutlak" arayışının bir çözüm olduğunu düşünüyordu. Mutlak bir şeyin, tam bir doğruyu veya bir hedefi işaret ettiğini, her sorunun bu "doğru"ya ulaşarak çözüleceğini savunuyordu. Ancak Elif, mutlakın daha çok içsel bir yolculuk olduğunu, herkesin içinde farklı bir anlam taşıdığını ve ona giden yolun bazen kalbin sesini dinlemekten geçtiğini savunuyordu.

Bir gün, köyün meydanında yaşlılardan biri, "Mutlak, en yüksek hakikattir. Ona ulaşan, doğru yolda olduğunu anlayacak," dedi. Bu sözler köyde büyük bir yankı uyandırdı. Ali hemen harekete geçip, "O zaman en yüksek hakikat nedir? Bunu bulmalıyız!" diye düşündü. Ama Elif, derin bir nefes aldı ve "Herkesin hakikati farklı olabilir, belki de onu bulmaya çalışırken birini kaybetmeyelim," dedi.

Ali ve Elif'in Arayışı: Çözüm ve Empati Arasında

Ali'nin zihninde her şey netti: "Mutlak" bir şeydir, bulunmalı ve her şey buna göre şekillendirilmelidir. Ali, köyün meydanında toplanan kalabalığa bir çözüm önerdi. "Hepimiz bir araya gelip, güçlü bir lider seçmeliyiz. O, bize doğruyu gösterecek ve hepimizi doğru yolda tutacak." Ali'nin bu önerisi, köydeki pek çok insan tarafından kabul gördü. Ancak, Elif'in gözlerinde bir huzursuzluk vardı.

Elif, lider seçmenin önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, insanların içindeki değerleri de göz ardı etmemek gerektiğini savunuyordu. "Evet, doğruyu bulmak için bir liderin önemi büyük olabilir. Ama bir lider, her zaman kalp sesine kulak vermeli. Bir köyü bir arada tutan, liderin akıllı kararları kadar, halkın birbirine duyduğu sevgi ve saygıdır." dedi.

Bunu duyan Ali, kardeşinin söylediklerine şaşırmıştı. "Ama Elif, bu işler duygusal yaklaşımlarla olmaz. Bir çözüm önerisi sunmamız lazım. Bu köyün geleceği söz konusu." dedi.

Elif ise, "Çözüm, herkesin kendini anlayabilmesiyle başlar. Gerçek çözüm, ilişkilerdeki güveni kurmakta ve içsel huzuru bulmakta gizli," dedi.

Köydeki İki Farklı Perspektifin Çatışması

Ali ve Elif'in yolları giderek farklılaşırken, köydeki diğer insanlar da bu fikir ayrılıklarından etkilenmeye başladılar. Bazıları Ali’nin çözüm odaklı yaklaşımını, köyün sorunlarını hızla çözebilecek bir yol olarak gördü. "Bize liderlik gerek, herkesin doğru yolda olması lazım," diyorlardı. Ancak diğerleri, Elif’in empatik yaklaşımını benimsedi ve "Bizi birleştirecek şey, birbirimizi anlamaktan geçiyor," dediler.

Bir gün, köyün yaşlılarından biri, "Mutlak bir şey arıyorsunuz. Ama belki de doğruyu bulmak için daha yavaş ilerlemeniz gerek," dedi. Bu söz, Ali’yi derinden etkiledi. Gerçekten de, bazen en hızlı çözüm, en doğru çözüm olmayabilir miydi?

Mutlak ve Gerçeklik: Herkesin Yolu Farklı

Sonunda, köy halkı bir karar aldı. Ne Ali'nin önerdiği gibi tek bir lider, ne de Elif'in dediği gibi tamamen duygusal bir yaklaşım, köyü birleştirebilecekmiş gibi görünüyordu. Gerçek çözüm, iki düşüncenin birleşmesindeydi. Yani, hem çözüm odaklı hem de empatik bir yaklaşım benimsemek, köyün huzurunu ve birliğini sağladı.

Ali, sonunda kardeşinin dediği gibi, bazen çözümlerin sadece mantıksal değil, aynı zamanda duygusal olduğunu fark etti. Elif ise, bir şeyin "doğru" olmasının, bazen zamanla ve doğru insanlarla buluşmakla ilgili olduğunu kabul etti.

Sizce, "Mutlak" bir şey bulmak mümkün mü?

Köyün sonunda bulduğu denge, aslında hepimize önemli bir ders veriyor. Mutlak bir doğru var mı? Yoksa her şey, insanların perspektifine göre değişen bir yolculuk mu? Belki de "mutlak" kelimesi, ne kadar çok ararsak arayalım, aslında kişisel bir keşif olmalı. Peki ya siz, hayatınızdaki mutlakları nasıl tanımlıyorsunuz?